BRANŞLARIMIZ

BRANŞLARIMIZ





GÖRSEL SANAT EĞİTİMİ






İnsan aklıyla duygularının, estetik beğenisiyle yaratıcı gücünün ortaya konulduğu, bilim ve teknolojinin de en üst seviyelerde kullanıldığı “Görsel Sanatar” etkiliğinde resim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, incecik kullanım eşyaları, sesin, ışığın, rengin, oyun gücünün birleştiği büyük sahne olayları, türlü tasarımlar yer almaktadır.

Bir resim öğretmeni görsel sanatların önemini kendi kaleminden şöyle ifade etmektedir :
” Yaratıma dayanan bir eğitim vermek, çocuğu ölçmek, yönlendirmek, çok duyarlıklar ve itina gerektiren bir iş diye düşünüyorum. Çünkü çocuğun dünyasında yaptığımız gezinti bizimkine çok benzemiyor.
Büyüklerin dünyasındaki gerçeklik ve kurallar yığını birçok yaratıyı beslemeden bir kenara iter, öteler. Fakat çocuklarda tamamen renkli hayallerle dolu sınır tanımayan yaratım gücü vardır.

Çocuğun dünyasından içeri baktığımızda hatalar, hayaller, oyunlar, abartılar, isyanlar, olduğundan farklı görmeler, alabildiğine özgürlükler, korku ve korkusuzluk duygularını ifade eder ve tanımlarlar.

Onlara biz büyükler her zaman dozunda hareketi ve ölçüyü örnek veririz. Oysaki çocuksu ölçü farklıdır ve çocukta bir kişi-birey olarak vardır. Çocukların klişe ve şablonlarla değil de kendi özgün dünyalarını keşfetmeleri sağlanırsa başarıda yüksek oranlar yakalarız.

Ezbere dayalı gelenksel eğitim çocuğun yaratıcılığını önlemektedir. Bunun yerine hayal gücünü besleyecek özgürlükler sunarsak; dünyaya korkuyla değil de umutla bakmalarını sağlarız.

Onların bu harika dünyasından bizim de alacağımız çok örnekler vardır. Bırakalım çocuklar sınırlarını kendileri çizsinler. Bir tekniği verirken sadece tekniği anlatalım. Nasıl ifade edeceği çocuğun kendisine bırakılmalıdır. Örneğin; senin ağacın bu şekilde, bense ağacı böyle çizmeyi seviyorum. Sen çiçeği böyle çizdin, bende çiçeği böyle çizmeyi severim… gibi.

Örneğin; çocuklar “yağmurlu bir gün” nasıldır? Bunun üzerinde düşünelim konuşalım dediğimizde çocukların %85 i önce kâğıda büyük bir güneş ve üçgen kahverengi tepelerle başlıyor. Yağmurlu bir günde güneş gizlenir ve yerini bulutlar alır dediğimizde çocuğun gözlem gücü ve doğaya bakışını değiştiririz.

Bir ağaç yapalım, bir insan yapalım dediğimizde çoğu zaman “- öğretmenim nasıl yapacağız, siz tahtaya çizin biz ona bakarak yapalım” sözleriyle karşılaşırız. % 100 yönlendirilmek isteyen çocuklara bunu bizler öğrettik.

Yolda yürürken, pikniğe gittiğimizde, kısacası her türlü çevresinin şekline ve rengine dikkat etmelerini ve renk geçişlerini fark etmelerini sağlamalıyız. Böylelikle çocuğun biçimsel dünyasını sığlıktan kurtaracak ve yaratıcı zekâsını ortaya çıkarmış olacağız.

Çevredeki canlı ve cansız varlıkların eskizlerini yapmalarını sağlayarak el-göz koordinasyonunu sağlarız.

Oran – orantı sağlamak için de uzaktaki evleri ve insanları bir birleriyle kıyaslarız.

Kompozisyon oluşturmak için ise oran – orantı, ritim, çizgi, leke, ifade, zaman ve mekân duygusunun çocuklara gelişim basamakları dikkate alınarak verilmelidir.

Görsel sanatlar çocuğu duygu ve zihinsel anlamda gelişimsel olarak destekler. Biri eksik olduğunda iletişim ve uyum bozuklukları görülür. Bu yüzdende çocuklarımızın tam anlamıyla gözlem yapıp senteze varması problem çözmesini sağlayarak gelişimini tamamlaması amaçlanır görsel sanatlarda. Bu sonuç çocuğu küçük deneyimlerle yaşama hazırlar.”

Biz okulumuzda bu eğitimin önemine güvenerek bu eğitimi güzel sanat eğitimi almış eğitimlerin vermesini sağlamaktayız